Ne İse O!

Sözde enerji tasarrufu yapan ampuller, dünyayı kurtarmak için değil, insanların zihnini ve enerjisini titreşimsel olarak etkilemek için satın almaya mecbur bırakılıyorlar. Bu ampuller, çevreyi korumaları gerekirken, zehirli civa içerdikleri için, atıklarının imha edilmeleri de problem yaratmakta. Bu ampuller eğer evde kırılacak olursa bulunulan oda 15 dk. havalandırılmalı ve oradan hemen çıkılmalı...


İnsan ruhuna her açıdan saldırılar yapılıyor... Zihniniz tarafından yönetilmektense, zihninizin efendisi siz olun.... 



Başımıza gelen durumlarla dürüstçe yüzleşemediğimiz, özgürlüğün ne olduğunu tam olarak anlayamadığımız ve özgürlüğümüzü savunmadığımız gibi, insanların köleliğini sağlayan en önemli iki neden olan bilişsel uyumsuzluk ve inkar yoluyla bölünerek yönetilmeye izin verdik. Kısacası, insan ruhuna yapılmış bir "büyü" içindeyiz. Bütün bu davranış şekillerini hem bireysel hem de kolektif şuuru kapsıyor. İnsanların baskılanma ve manipülasyon nedenlerini ortadan kaldırabilirsek, bu baskılanma ve manipülasyon da sona erer... Peki bu kontrolü sağlayan ne? Hayranlıkla baktığınız AY...



Birer kendini aldatma şekli olan bilişsel uyumsuzluk ve inkar, insanların en büyük sorunudur ve bu değişmezse hiçbir şey değişmez. Çevremizdeki insanlara bakın, kendi davranışları hakkında o kadar inkar içindeler ki;aslında kim veya ne oldukları gerçeği ile yüzleşmemek için kendilerine bir sahte benlik yaratıyorlar.Sürekli olarak "sevgi" ve "ışık" söylemleri içerisinde,herkesi sevdiklerini söylüyorlar. Ama aslında son derece soğuk,katı,sinsi,bencil ve kinciler. Sahte kişilik yapısına kapılarak bunu kendilerinden bile saklıyorlar... 



Bilişsel uyumsuzluk;bir kişinin,iki zıt inanışı aynı anda gerçek olarak kabul etmesidir. Bunun içerisinde olan kişiler,kendi küçük, kendini inkar etme dünyalarında genellikle avcı değil, hep mağdur ve kurban durumundadırlar. Bunun tabii kolektif versiyonu da var... 



Bir şeyin olmasını istemezseniz aynaya yalan söyler,kendiniz olmadığına ikna edersiniz. Artık biraz büyüyüp sorumluluklarımızı almanın zamanı geldi. Ne ise o!...Ne ise o ! bilişsel uyumsuzluğun antidotudur... Devamlı tekrar edin..



"Ne ise o!" demek,pes etmek ya da teslim olmak demek değildir.İnkar edip boyun eğmeye teslim olmamanın başlangıç noktasıdır... İnsanlar,yorucu,sevgisiz,hatta istismar edici ilişkileri sürdürürler,çünkü gerçekle yüzleşmek istemezler.Yüzleşmeniz gereken bir şeyle yüzleşmezseniz gittikçe kötüleşir.Bazı kadınlar vardır,partnerleriyle ilgili ne kadar anlamsız mazeret varsa bulmaya çalışırlar. "kabahat benim,onu kızdırdım" ... Hayır sen kızdırmadın, o adam ayının biri,bu gerçeği kabul et,o ne ise o!....



Diyelimki tabağınızda bayat bir yemek var ve biz kendimizi,onun fırından taze çıkmış olduğuna inandırmaya çalışıyoruz ki daha iyi hissedelim. Ama öyle yaparsak iyice kötü kokmaya başlayacak.O zaman çöpe at ve yenisini al! İşte gerçeği kabul edersek bunu başarabiliriz. Olmalıydı veya olacaktı demenin hiçbir anlamı yok.Keşke,keşke,keşke... Oysa sadece şimdi var..Bunu kabul eder hayatını sürdürürsün yoksa değiştiremeyeceğin bir şey için hep pişman olur, hep hayal kırıklığı yaşarsın. "Olan"ı kabul et! Deneyimden ders al. Hayatını "keşke"ler olmadan sürdür."Şimdi"nin keyfini çıkar. Değiştiremediklerimizi veya hemen değiştiremeyeceklerimiz kabul etmezsek "şimdi"nin keyfini yok ederiz... Her zaman sadece "şimdi" yi değiştirebiliriz. Anahtar kabullenmektir... " Ne ise o "



Bu bir duruma boyun eğmek değil, sadece ne zaman değiştirebileceğini, ne zaman değiştiremeyeceğini bilmektir. Neden sizin hayatınız böyle de,başkalarınınki farklı? Kendi hayatınızda sürekli olarak tekrarlanan deneyimleri fark edebiliyor musunuz? Hayatınız sizin hakkınızda size ne söylüyor ? 



Ben size söyleyeyim " Hoşuna gitmeyen ne varsa üstüne git ve neden gerekli olduğunu gör" Hayatınızın size ne anlattığını tanımlayarak onu değiştirebilirsiniz. Aslında benliğinizin bir seviyesi, benliğinizin başka seviyesine bir şeyler anlatıyor.Bir kez deneyiminizin ne olduğunu anlarsanız,buna "hayatın dili" denmekte,deneyim kaybolur.Deneyimin cezalandırılmakla ilgisi yoktur,sadece farkındalığı geliştirmek içindir ve algılamadaki blokları açar."Neden"i tanımlayamayanlar, tanımlayıncaya kadar belirsiz süreyle aynı deneyimi yaşamaya devam ederler."Neden" sorularımızı tanımlayabilirsek ve insanlar bunu anlamaya çalışırlarsa deneyim sona erer,çünkü artık gerek kalmamış olacaktır.Başlangıç noktası,inkar etmekten kurtulmaktır."Ne ise o" ve bununla yüzleşebilirsek,yerine iyisini koyabiliriz....



Kontrol sistemini çökertmek istiyorsanız eğer algılamanızı ve tavrınızı değiştirmektir. Bireysel ve kolektif özgürlük için topyekün bir uyanış olmazsa, hücrenin kapısı sıkı sıkı kapalı kalır ve zihin hapishanesinde kalmaya devam edersiniz. Oysa kendi köleliğinizi tanımlama kararını bir kez alırsanız, her şey değişecektir. Bu bir gerçek, savsata değil. Özgürlük için arzu ve algılamadaki bu değişiklik, enerji alanınızın titreşim halini değiştirir ve bu gerçeğin dışa vurumu için yaptığınız seçimle bunu başarmak üzere bütün kişileri, yerleri, deneyimleri ve bilgiyi çekmeye başlarsınız. Hiçbir şey organize etmeye gerek kalmaz öylesine gerçekleşir, benzerler birbirlerini çekerler...



AŞK'la


H.B


© 1998 - 2020 by Hülya Balıkavlayan - Designer by Kayra

  • hülya balıkavlayan instagram
  • hülya balıkavlayan
  • hülya balıkavlayan facebook